M
USUL-KERKÜK VE TÜRKMENLER

İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM

Bilim Araştırma Vakfı


TÜRKMENLER

Saddam Rejiminin Türkmenlere Uyguladığı Baskı ve Zulüm

Irak genelinde 1920 yılından günümüze kadar Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi zaman da Kürtleştirmek) çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Açık yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamak ve hatta telefonda kendi ailesiyle konuşanları cezalandırmak gibi insan haklarına tamamen aykırı kararlar alınmış ve uygulanmıştır. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli bahanelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yerlere göçe zorlanmış, Irak'ın güneyinde yüz binlerce Arap'ın Türkmen bölgelerine yerleşmesi için kendilerine karşılıksız teşvik primleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır.

Bu baskıcı politikalar, 1950'lerden itibaren Arap dünyasında giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'taki yansımalarıdır. Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi olan Sadddam Hüseyin döneminde ise (1980-2003), Türkmenlere uygulanan baskının dozu daha da artmıştır. Bu baskıların bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz:15

  • Birçok yerleşim yerinin Türkçe olan adları Arapçayla değiştirilmiştir.
  • Hamzalı, Beşir, Yayçı Kümbetler, Karahasan, Sarıtepe, Topuzova, Yahyaova ve onlarca Türkmen köy ve yerleşim yeri yıkılmıştır.
  • Devrim Komuta Konseyi'nin 29 Ocak 1976 tarih ve 41 no'lu kararı ile Kerkük ilinin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük ilçesi olan Tuzhurmatu, Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit'e bağlanmıştır.
  • 20 Ekim 1981'de 1391 no'lu karar ile Türkmenlerin Güney illerine tehcir edilmeleri kararlaştırılmıştır. Bu karar son aylarda Kerkük'te yeniden uygulanmaya konulmuştur.
  • 27.09.1984 tarihinde 1081 no'lu karar ile Türkmenlerin arazilerinin istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır.

  • 1950'lerden itibaren Arap dünyasında giderek yükselen "Arap Sosyalizmi"nin Irak'ta da yansımalarını görmek mümkündür. Bu ideolojinin en acımasız temsilcisi olan Saddam Hüseyin döneminde ise (1980-2003), Türkmenlere uygulanan baskının dozu daha da artmıştır. Ayrıca Saddam Hüseyin, Sünni bir aileden gelmiş olmasına rağmen Irak'taki Sünnilere karşı da şiddetli bir baskı ve zulüm politikası izlemiştir.
    Yine aynı konseyin 8 Nisan 1984 tarih ve 418 sayılı kararı ve 11 Eylül 1989 tarih ve 434 sayılı kararı ile Kerkük'te Türkmenlerin gayrimenkul satın almaları yasaklanmıştır.
  • Binlerce Türkmen, Irak yönetiminin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Bir o kadarı da kayıptır.
  • Irak yönetiminin ırkçı ve insanlık dışı uygulamalarının en açık örneği, Saddam kuvvetlerinin 31.08.1996'da KDP'nin daveti üzerine Erbil'e yaptığı baskın sırasında yaşanmıştır. Irak kuvvetleri ve güvenlik birimlerinin, Türkmen okullarına, kültür merkezlerine düzenlediği baskınlar sırasında 34 Türkmen öldürülmüş veya tutuklanmıştır. Tutukluların akıbeti hakkında bugüne kadar aileleri ve Türkmen cephesi sağlıklı bir bilgi elde edememiştir. Konu, BM İnsan Hakları Komisyonu'nun (A/51/496/ add.18 Kasım 1996) raporunda tescil edilmiştir.

Ülkede Türkmen varlığını yok etmek için uygulanan yoğun asimilasyon politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır. Kerkük'ten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı 2002 yılında 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yerleştirilmiştir. Türkmenleri göç ettirme ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yıllarca sistematik olarak yürütülmüştür.

Türkmenleri hedef alan diğer uygulamaların başlıcalarını sıralamak gerekirse:

  • Türkmenlerin kendi dilleri ile eğitim yapmaları yasaklanmıştır.
  • Resmi dairelerde bile aralarında ana dilleri ile konuşmaları yasaktır.
  • Türkmenlere gayrimenkul alım-satımı yasaklanmıştır.
  • Her türlü ticari aracın alım-satımı yasaklanmıştır.
  • Mahalle, köy ve şehirlerin Türkçe adları değiştirilmiştir.
  • Kerkük başta olmak üzere Türkmenlere ait verimli tarım arazileri yönetim tarafından istila edilerek yönetime yakın kişilere dağıtılmıştır.


    (20 Nisan 2003, Türkiye Gazetesi)
    OSMANLI'YI ÖZLÜYORLAR
    Irak genelinde 1920 yılından günümüze kadar Türkmenleri asimile etmek ve bölgelerini Araplaştırmak amacıyla (hatta kimi zaman da Kürtleştirmek) çeşitli yöntemlere başvurulmuştur. Osmanlı Devleti'nin bölgeden çekilmek zorunda kalmasından sonra Türkmenler, sistemli bir şekilde katliamlara maruz kalmışlardır.

    Türkmen bölgelerinde, camilerde Türkmence vaaz ve hutbe verilmesi yasaklanmıştır. Dini tören ve toplantılar bütün Türkmen bölgelerinde yasaklandığı gibi, Irak'ın genelinde de yasaklanmıştır.
  • Türkmenleri göç ettirme politikası vahşice uygulanmıştır. Göç ettirilen Türkmenlere hiçbir tazminat ödenmediği gibi, gönderildikleri yerlerde kendilerine kalacak yer dahi gösterilmemiştir. Mülklerine yerleştirilen Araplara her türlü mali destek sağlanmış, arazi ve konut tahsis edilmiştir. "Arap Sosyalizmi" gözüyle dünyaya bakan Bağdat'taki otoriter Saddam rejiminin bu politikasında, kardeş halklar olan Türkmenler ve Araplar arasında husumet oluşturmak gibi sinsi bir amaç da vardır.
  • Kuzeyde güvenli bölgeye göç ettirilen Türkmenler de son derece zor şartlar altında yaşamıştır. Aileler, can güvenliği ve barınabilecekleri bir yer bulabilmek ümidi ile yasadışı yollardan sığınmacı kabul eden ülkelere gitmek için teşebbüs etmek zorunda kalmıştır. Bu tür teşebbüsler sonucunda birçok Türkmen hayatını kaybetmiştir. Örneğin 1997 yılında üç münferit hadisede onlarca Türkmen, Ege sularını geçmeye çalışırken boğularak can vermiştir.
  • Ekim 1997'de yeni bir nüfus sayımı yapılmıştır. Irak yönetimi ve güvenlik birimleri, Türkmenler arasında, "kendilerini Türkmen yazdıranların ellerinden her türlü vatandaşlık hakları alınarak sürgün edilecekleri" şayiasını yaymışlardır. Halk korkutulmuştur. Ayrıca, hazırlanan formlarda da Türkmen toplumu inkar edilmiştir. Bu nedenle birçok Türkmen, can ve mal güvenliği nedeni ile kayıtlara kendini Arap olarak yazdırmak zorunda kalmıştır. Saddam yönetimi, baskılarla elde ettiği bu sonucu gerçek kabul ederek ülkede Türkmen toplumunun yaşamadığını veya çok az sayıda olduğunu iddia etmiştir. Yukarıda anlatılan baskıların önemli bir kısmı BM İnsan Hakları raporlarında da yer almıştır.16


Yeni Yönetim Nasıl Olmalı?


(17 Nisan 2003, Milliyet)
Atatürk, gerek kişilik özellikleri gerekse üstün yöneticilik vasıflarıyla yalnızca Türk insanının değil, aynı zamanda bütün dünyanın sevgisini ve takdirini kazanmıştı.

Irak halkına 30 yılı aşkın bir süredir acı çektiren acımasız Baas diktatörlüğünün 2003 Nisanı'nda ABD müdahalesi ile yıkılması, Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi zorunludur. Irak, ancak bu takdirde barış ve huzura kavuşabilir.

Türkmenlerin de dileği, demokratik, özgür ve güvenli bir Irak'ta yaşamaktır. Bunun için gerekli olan düzenlemeler, kendileri tarafından şöyle sıralanmaktadır: 17

  • Siyasal sistem; demokratik parlamenter rejim olmalıdır. Yönetim tarzı, temsili demokrasiye dayanan cumhuriyet olmalıdır. Bu yolla, parlamenter rejim aracılığıyla Irak Demokratik Cumhuriyeti'ni oluşturan toplulukların yönetimde nüfus oranlarına göre adil bir şekilde söz sahibi olmalarıyla gerçekleştirilebilir.
  • Irak'ın resmi dili, Irak halkının çoğunluğunu oluşturan üç topluluğa ait dillerdir.
  • Yasama organı; serbest, eşit, genel ve gizli oy, açık sayım döküm esaslarına göre, bağımsız yargı denetimi ve gözetimi altında, mevcut toplulukların nüfus oranına göre temsilini esas alan bir biçimde oluşturulmalıdır. Topluluklar kendi temsilcilerini doğrudan seçebilme hak ve yetkisine sahip olmalıdır.
  • Yürütme organı; parlamenter sistemin mantığına uygun olarak cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulundan oluşur.
  • Cumhurbaşkanı, yasama organı tarafından nitelikli bir çoğunluk (üçte iki oran gibi) tarafından seçilmelidir.
  • Bakanlar kurulunda, bakanların dağılımında toplulukların nüfusuna göre temsili esas alınmalıdır.
  • Başbakan en fazla nüfusa sahip topluluk vekilleri arasından Cumhurbaşkanınca atanmalıdır. Nüfusa göre en fazla oya sahip ikinci ve üçüncü topluluk vekilleri arasından mutlaka birer başbakan yardımcısı seçilmelidir. Topluluklara ait başbakan yardımcıları, ilgili topluluk ekillerince kendi aralarından belirlenmelidir.
  • Irak'ın yönetim biçimi; merkezi idare esas alınarak yetkileri ve imkanları artırılmış mahalli idarelerden oluşur. Merkezi idarenin taşra teşkilatını oluşturan illerin yönetiminde yöneticiler, toplulukların oranları esas alınarak seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelerin organları seçimle işbaşına gelmelidir. Mahalli idarelere bölgenin ihtiyaçlarını en iyi bir şekilde ve ülke çapındaki standartlarla da uyum içerisinde olmak şartıyla gerçekleştirilmesi için mali imkanlar tanınmalıdır.
  • Yargı yetkisi; Irak halkı adına bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından yerine getirilir. Yüksek yargı üyelerinin belirlenip atanmasında, toplulukların nüfusa göre temsili esas alınmalıdır.
  • Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklara sahiptir.
  • Herkes dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet ve felsefi inanç ve kanaat farkı gözetilmeksizin kanunların uygulanması açısından eşit haklara sahiptir.
  • Topluluklar, kendi dilleriyle eğitim ve resmi merciler önünde kendilerini temsil ve savunma hakkına sahiptir.
  • Topluluklar, kendi dilleriyle kültürel etkinliklerde bulunma, sözlü ve yazılı yayın yapma hakkına sahiptir.
  • Fertler, inanç ve ibadet hürriyetine sahiptir. İnancından dolayı kimse kınanamaz ve cezalandırılamaz.
  • Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Mülkiyet hakkına ilişkin getirilecek olan sınırlamalar, kamu yararı amaçlı olmalıdır. Kamulaştırmanın yapılması zorunlu hallerde, kanunla belirtilen şartlara uyularak gerçek bedelinin ödenmesi esastır. Mülkiyet hakkını ihlal eden devlet kaynaklı geçmişteki uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır. Kamulaştırma işlemlerinde, toplulukların demografik yapısını bozmayı amaçlayan uygulamalar yapılamaz.
  • Irak Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ve Kolluk Güçleri'nin oluşumu ve yapılanmasında toplulukların nüfusuna göre temsili esas alınacaktır. Mahalli bazdaki mevcut silahlı unsurların varlığına son verilecektir.
  • Irak Cumhuriyeti uluslararası hukukun gereklerine uymayı ve anlaşmaları iç hukukunda uygulamayı kabul ve taahhüt eder.
  • Türkmen toplumunun büyük çoğunluğunun temsilcisi olan Irak Türkmen Cephesi, yukarıda açıklanan ve özetinde Irak'ta yaşayan bütün toplumların ve insanların her türlü (siyasi, idari, sosyal, ekonomik, kültürel vb.) haklarının anayasal güvence altına alındığı toprak bütünlüğü ve siyasi birliği korunmuş bir Irak'ın oluşturulması kararlılığındadır.

(19 Mart 2003, Vakit)
Acımasız Baas diktatörlüğününyıkılması, Irak için yeni bir geleceğin başlangıcıdır. Ama bu gelecekte ülkedeki tüm etnik ve dini grupların haklarına saygı gösterilmesi zorunludur.

Irak Türkmen Cephesi

Türkmenlerin siyasi hareket ya da partileri, 1970'li yılların sonunda ortaya çıkmıştır. Genel olarak bakıldığında Kuzeyde Kürtler ile Orta ve Güney Irak'taki Şiilerde olduğu gibi Bağdat yönetimlerine karşı muhalefet, Türkmenler arasında rastlanan bir olgu değildir. Ancak ülkede giderek artan gerilim, Türkmenlerin de kendi haklarını korumak için birlikte hareket etmeleri ihtiyacını doğurmuştur. Bugün Türkmen mücadelesinin bayrağı, Irak Türkmen Cephesi tarafından taşınmaktadır.


Hz. Ali'nin türbesi Necef'te bulunuyor ve bu mekanı, tüm müslümanlar mezhep ayrımı olmaksızın, saygı ve coşkuyla ziyaret ediyorlar.

24 Nisan 1995'te kurulan ve Türkmenlere ait parti ve kuruluşları birleştirmeye çalışan Irak Türkmen Cephesi, Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmen Partisi ve Türkmen Birlik Hareketi'nin biraraya gelmesiyle kurulmuştur. ITC'nin hedefleri, Irak Türkmen halkı ve diğer halkların Irak'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde meşru haklarına kavuşması, Irak'ta insan hakları ve özgürlükleri gözeten demokratik ve çok sesli bir rejimin kurulması, Irak'ta yaşayan tüm etnik grup, din ve mezhepteki halklara eşit bir biçimde muamele edilmesi ve siyasi-idari yapının eşitlik esaslarına göre yapılandırılmasıdır. Erbil'de kurulan cephe ilk kurultayını 4-7 Ekim 1997'de, ikinci kurultayını da 20-22 Kasım 2002'de gerçekleştirmiştir. ITC'nin Başkanı Sanan Ahmet Ağa'dır. ITC'nin kuruluşları ise şunlardır:

1- Türkmen Şurası: Şura'ya, Şura sekreterliği, denetleme ve disiplin kurulları bağlıdır.

2- Yürütme Konseyi: ITC Başkanı ve altı üyeden oluşan konsey Şura tarafından seçilir.

3- ITC daireleri: Siyasi ve Dış İlişkiler Dairesi, Güvenlik Dairesi, Enformasyon Dairesi, Eğitim ve Kültür Dairesi, Sağlık Sosyal ve Yardım Kuruluşları Dairesi, Araştırma ve Planlama Dairesi'dir.

ITC'ne bağlı Türkmen Birliklerinin genel müdürlüğü denetiminde olan birlikler de şunlardır:

Türkmen Kadınlar Birliği, Irak Türkmen Ögrenci Birliği, Irak Türkmen Gençler Birliği, Göçmenler Birliği, Türkmen Edebiyatçılar Birliği, Türkmen Sanatçılar Birliği, Türkmen Talebe Veliler Birliği, Türkmen Şehit Aileleri Birliği, Türkmen Özürlüler Birliği, Türkmen Memurlar Birliği, Türkmen Tüccarlar Birliği, Türkmen Ögretmenler Birliği, Türkmen Meslekiler Birliği, Türkmen Esnaflar Birliği.


15 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen Vizyonu", http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm
16 Bkz.(A/51/496/add.1 8.November.1996) ve (A/52/476/ 15.October.1997) Ek:3
17 Irak Türkmen Cephesi, "Türkmen Vizyonu", http://www.turkmencephesi.org/turkmen_vizyonu.htm

 

1 - 2

 

GENEL BAKIŞ | MUSUL-KERKÜK MESELESİNİN TARİHÇESİ | TÜRKMENLER
MUSUL-KERKÜK VE TÜRKMENLER İÇİN GERÇEK ÇÖZÜM | MAKALELER